Uzunca bir süredir internet businessları ile haşır neşir durumdayım. Akla gelenler ve gelmeyenler dahil olmak üzere siteleri kullanmanın yanısıra arkasındaki iş modellerini inceliyorum, anlamaya çalışıyorum. Yakın zamanda içine katıldığım değişik komunitelerde de Turk yaklaşımını gözlemlemeye çalışıyorum. En son katıldığım Techcrunch & Webrazzi seminerinde, rüştünü ispat etmiş, bir kişiden de (ismi bende gizli) düşüncelerimi doğrular yorumlar alınca bu konudaki düşüncelerimi paylaşmak istedim.
İş modellerine genel olarak baktığımda iki tip durum ile karşı karşıya kalıyorum.
1. Ticari online iş modelleri
2. Social online iş modelleri
Ticari iş modelleri, daha çok emtia yada satılabilir bilgi hareketine dayanan modeller. Freemium, Subscription businesses vb. En basit örnekleri seri ilan işleri, hepsiburada.com gibi ürün satışına dayanan işler vb. Ticari iş modellerinde niyet de, ürün de belli. Genelde günlük konvansiyonel işlerin web’i yeni mecra olarak kullandığı bir yapı. Yatırımcılar da bu tip işlere daha sıcak bakıyorlar ve yatırım yaparken bu hesap kitabı yapıp, değerlendirip ona göre karar veriyorlar. Matematiği belli, riskleri ve fırsatları belli. Yatırımcı alışageldiği bir yapıya yeni mecra bulduğu için mantıklı ise gözü kapalı bu yatırımı yapıyor. Genelde hicbirsey free (bedava) değil. Free ise bile daha ust bir servis için para talep eden iş modelleri bunlar.
Social iş modelleri ise genelde sonunda company value yaratıp bunun satışına odaklanan ve ancak o şekilde para eden iş modelleri. Ağırlıklı olarak ne kadar fazla kullanıcıya erişimi olduğuna göre değerlendirme yapılabilen iş modelleri. Twitter, digg ve benzeri web siteleri bu mantık altında işleyen iş modelleri. Genelde ilk etapta geçim kaynakları aldığı venture capitalist paraları. Venture capitalistler bunlara paralarını gelecekte bu tabanı değerlendirmek adına yatırım yapıyorlar. Reklam alanların az da olsa bir gelirleri var ancak pek tabii ki iş modeli reklam gelirine dayanmıyor çoğunlukla çünkü o şekilde uzun süre yaşaması mumkun değil. Networking’in getirdiği iş potansiyelleri için insanlar bu platformları kullanıyorlar. Çok kişinin kullanması ise venture capitalist’ler açısından bu işleri cazip kılıyor. Platformu yaratan’ın gelir modeli reklama dayanıyor genelde. facebook da, youtube da bu mantık altında iş görüyor. “The Most” en önemli konu. “the most” userbase “the most” ads’i getiriyor. “The most” rakiplerin oluşmasını ve bu alana girmesini engelliyor. “The most” data, kullanıcı alışkanlıkları, yaklaşımları ve bu tip analizleride daha tutarlı hale getiriyor. Bilgi = Para haline geliyor.
Şu anda bu era’nın başında olduğumuz için kısa zamanda para ediyor bu işler ama bir çok “the most” u çeken işler yapıldığı noktada bu işler kalacak ancak yenileri kısa sürede para eder halde olmayacaklar. Yani bu trende kaçıyor elini hızlı tutmayanlar için. Bunun bir adım sonrası aynı şeyin daha tutarlı, farklı algoritmalarla semantic olarak kodlanması dışında birsey değil. Çok zeki birinin çıkıp (google’cıların zamanında en iyi search engine’i yapması gibi) innovative, çok farklı ve çok kopyalanamaz birsey yapamadığı takdirde, bunuda yapacak olanlar bu paralara ve kaynaklara sahip olacak olan şu anda mevcut işler olacağını söylemek çok absürd olmaz.
Türkiye’ye baktığımda ise her zaman olduğu gibi innovative olmak yerine genelde daha çok olan iş modellerini re-invent etmeye yönelik yaklaşımları görüyorum. Bu sadece burada mı böyle, yok canım, her yerde böyle gibi. Sivrizeka fikirler çok da kolay çımıyor. Çıkanlar ise bana göre dönüp hergün yaptığı şeylere başka bir gözle bakıyorlar. Yakın zamanda gördüğüm en güzel örneği twitter. “What are you doing now?” ın bu şekle gelebileceği kimin aklına gelirdi? Yaşamına dışarıdan bakabilenin herhalde. Gerçi kullanımı “I’m doing…” ın dışında bilgi paylaşımına da kaymış durumda ancak genede hedefini bulmuş durumda. Esasında facebook’da ana sayfada sağ üst köşedeki “xxx is…” kısmının gelişmişi de denebilir. Kim twitter’ı facebook’a ne zaman adapte edecek merak ediyorum. Günün sonunda twitter da gelir modeli olmadığı için serverları talebe cevap veremiyor (aldığı yatırımlar ile ayakta kalıyor).
Türkiye’ye geri dönecek olursak;
1. Interaktif Pazarlamacılar/Ajanslar var.
2. Interaktif networkingciler var.
Interaktif pazarlamacılar ve ajanslar, kurumlara iş yaparak büyüyorlar. Social media onlar için hem reklam alanı hemde yeni teknolojileri müşterilerine sunmak için buralarda bulunuyorlar. Interaktif networkingciler ise yeni bir olgu/kosept yakalama derdindeler yada olan konvansiyonel business’ları web’e adapte etmeye çalışıyorlar. Innovative’ler ise hepsinin arasında gizli. danışmanlık yapıyorlar.
Techcrunch, Likemind gibi oluşumlardaki arkadaslardan birinin bu kırılımı yakalamasını bekliyorum. Yepyeni birşey ile çıkmalarını bekliyorum, umit ediyorum. Gerçekten düzgün, iyi niyetli, ve istekli genç arkadaslar var. Belki biraz daha kurgu yaparken gelir modelini ve kısa değil uzun vadeli geri dönüşü beklemelerini düşünmelerini salık verebilirim. (Not: istisnalar kaideyi bozmaz, kimse üstüne almasın). En başta dediğim, rüştünü ispat etmiş olan zat-ı muhterem de aynı şeyi söylüyordu. “Business modeli, gelir modelini düşünmüyorlar, sadece passionate’lar, ama sadece istek ve özveri ile olmaz.” diyordu. “Bu yaklaşımda olacak her kişiye yatırım yaparım.” diyordu.
Maalesef Türkiye’de business valuation (şirket değeri tespiti) işi özellikle online tarafta yok. Bu bağlamda bugün Türkiyeden twitter’ı yapan bir kişi dahi çıkmış olsaydı bence Türkiye’de kimseye satamayıp aç kalırdı. Ancak yabancılara satabilirdi, tabii eğer onlar da bir business valuation çalışması istemezlerse…
Çok güzel şeyler oluyor bu alanda Turkiyede şu anda. Büyük bir keyifle izliyorum ve yapılanları takdir etmemek mümkün değil. etohum, twshot, Alemşah’ların (41-29) ödülleri vs hepsi gurur verici çalışmalar. Çok güzel bir yere gidiyor. Ah bir de dünya çapında ses getirecek birşeyler yapılsa ne gurur duyardık milletçe (milli takımla gururlandığımız gibi hani).