Arşiv : Ciddi şeyler

“Var” olmanın ötesi… Ortak Hayal Mühendisliği

Yazanın Notu : Bazen kendimi ingilizce kelimelerle daha iyi ifade edebildiğimi sanıyorum. O yuzden bu özgür ortamda kendimi kısıtlamadan yazmaya çalışıyorum. Lütfen kimse yanlış anlamasın.

Profesyonel iş hayatım boyunca ortak hedeflere, ortak hayallere inandım ancak beraber çalışma yada ingilizce karşılığı collaboration‘a bir türlü inanamadım. Bir işe bir kişi başlar ve sonuna kadar o kişi götürür. İş birliği için aynı amaca, aynı hayale yönelik küçük küçük görevlerin olması lazım ki işbirliği yada beraber çalışma olabilsin.  Ancak o işlerin de gene tekil kişilerce yapılması gerekir. Eğer ortak bir hayal varsa, o hayale götürecek ortak amaçlar ortaya konduysa o zaman beraber çalışma gerçekleşebiliyor, sonuç alınabiliyor. O yüzden şirketler ortak bir vizyon koyup bunu daha kısa süreli misyonlara ve o misyonlara götürecek senelik aksiyon planlarına bölüyorlar. Aksiyon planlarını da kişilere bölüp herkesin doğru zamanda işlerini doğru yapmasını sağlayıp büyümeye çalışıyorlar. Adı da “collaboration yaptık” oluyor. Esasında beraber çalışma değil yapılan, beraber aynı hedefe koşma. Yapılan doğru mudur? doğrudur. Tanımlama doğru mudur? Hayır.

Bu konuda uzman değilim, yazımdan da anlayacaksınızdır zaten, ama beraber çalışma yada “collaboration” daha çok bir bilgisayarın çalışmasına benziyor bence. Çok kısa olarak; kullanıcı bilgisayara bir komut veriyor. Bu komut bilgisayarı oluşturan değişik komponentlerce ele alınıp işleniyor ve CPU (Central Processing Unit) yada halk arasında bilinen adıyla “Bilgisayar Beyni” tüm gelen verileri toparlayıp işleme sokuyor ve verilen komutun sonucunu alıyoruz. Bilgisayarın komponentleri (Grafik işlemcisi vb.) ortak bir amaç ortak bir komut için çalışıyorlar, beraber çalışıyorlar ve CPU nun yardımıyla sonuca ulaştırıyorlar. Aynı şirketler ve kurumlar gibi. Burada bir bottleneck (”Darboğaz”) var. O da CPU. CPU çalışmazsa, yanlış işlem yaparsa, yanlış kararlar verirse o işlem yapılamaz yada yanlış yapılır. Aynı şirketlerdeki yöneticilerin aldığı yanlış kararlar gibi. Bilgisayar seri çalışıyor ve katı kuralları var. Aynı şirketler gibi.

Halbuki “Daha iyisi” yani Internet’e bakacak olursak kuralları tamamen farklı. Bir sürü bilgisayar (bu durumda bilgisayardaki komponentler yerine geçiyor) birbirinden bağımsız ve paralel çalışıyorlar. Herbiri kendilerince güçlü, kendi özelliklerine sahip bir sürü beyin, büyük bir beyini oluşturmak üzere bir araya gelmiş durumda. Internet hem paralel çalışıyor hemde esnek kurallara sahip. Aynen insan beyni gibi aynı anda birçok şeyi yapabiliyor. Yeni bir işlem yapmak için bir evvelki komutun bitmesini beklemiyor. Şirketlere göre üstün tarafı da bu. İnsanlara göre üstün tarafı ise egolardan yoksun olması.

Aynen insan beyni gibi aynı anda belki binlerce şeyi aynı anda yapabiliyor ve aynı insan gibi tek bir amaca hizmet etmiyor. İnsan beyni insanı korumaya, verilen binlerce komutu aynı anda yerine getirmeye ve yaşamak hayaline (existence and breeding) yönelik tek bir amaç ve tek bir hayal için çalışıyor. Keza internette bir existence sunuyor. Alternative Virtual Existence.

Keza Likemind, Maslunch, Geeklunch vb. tüm etkinlikler ve friendfeed, twitter vb. araçlar da bu network’ün sağlamlaşmasını ve paylaşımı arttırıyor. Likemind vb tüm bu paylaşım ortamları da 100% çok etkili ve çok iyi bir amaca, temel amaca hizmet ediyor; Network’ün varlığına (existence). Ancak bu nispeten küçük networkde existence’dan öteye gitmek çok daha kolay olmalı diye düşünüyorum. Existence büyümeli, existence genişlemeli, existence görülmeli, existence bilinmeli. Ama existence bir açılım yakalamalı. Nedir o açılım? Bilmiyorum.

eTohum projesini çok beğeniyorum. Existence’ı destekliyor, güçlendiriyor. Ortak bir amaç, ortak bir hayal için birçok beyni bir araya getiriyor. Hangi hayal? Herkesin büyük bir açılım yakalama hayalini, herkese olmasada, bu konuda ciddi olana vermek üzere kaynakları, deneyimleri harekete geçirmeyi hedefliyor ve bir sonraki dönem için başka “ciddi olanlar”‘a umit vaad ediyor. Ortak bir öğrenim, ortak bir beyin oluşturmayı hedefliyor. Ancak gücü kaynakları ile sınırlı. eTohum existence’ın ötesinde bir ortak hayal’in minyatürü olabilir mi? Existence’ın ötesi ortak hayal mi? Belki.

Existence’ın ötesi için bir önerim şu anda yok ancak existence’ın PR’ını yapacak şey için, existence’ı daha bilinir kılacak şey için bir önerim olabilir. Öneri = Crowds. Existence’ın gelişimi dışa açılım ile mümkün bence. Dışarıdan destek görmeli, dışarıdan beslenmeli. Bunun için ise crowd’a sebepler vermeli. Crowd’ın bu özelleşmiş kitleye destek vermesi için onun anlayacağı dilde “fayda” lar yaratılmalı anlatılmalı. Bu düşünce beni Crowdsourcing, crowdfunding, crowdanything’e doğru götürüyor. Wisdom of crowds, crowdeverything… Doğrudur yanlıştır bilemem ama existence’ın ötesindeki açılımın Crowd‘da gizli olduğunu düşünüyorum. Crowds; eTohum’un çeşitli güç odakları ile başarmaya çalıştığı şeyi topluma yayıyor olabilir.

Crowds ortak bir hayal tanımlayabilir mi? Belki.

Konudan biraz koptum sanırım. Toparlamak gerekirse;

  • Şirketlerin gücü sınırlıdır ve bilgisayar gibi darboğazları vardır, network’lerin sınırsız ve esnektir.
  • Internet bir büyük beyindir, beyin gibi çalışır. Amaç : Alternative Virtual Existence.
  • Existence’ın ötesindeki açılım ne olacaktır? bilinmemektedir. Önerilere açığım. :)
  • Ortak bir hayal, ortak bir amaç ya özel programlar ile (eTohum gibi) yaratılabilir. Ancak gücü ve kaynakları sınırlıdır.
  • Existence’ın ötesi ortak hayal mi? Belki.
  • Crowds; doğru sebepler yaratıldığında existence için daha büyük kaynak yaratabilir. Crowd existence’ı daha güçlü etkileyebilir.
  • Crowds ortak bir hayal belirleyebilir mi? Belki.

Not: Yukarıdaki resim TED’de ki bir sunumdan ekran görüntüsü alınarak kullanılmıştır.

Benim fikrim geldi!!, hayalim hiç gelmedi.

Şu ara herkesten bir fikir duyuyorum. Düzeltiyorum fikr. Fikr nedir diye internette bakınca aşağıdaki sonuç ile karşılaştım.

“… arapça bir kelime köküdür. düşünce anlamına gelir. türetilen kelimeler:
tefekkür: düşünmek
mütefekkir: düşünür
efkar: düşünceler …”

Herkes düşünüyor demekki… Ne düşünüyor? Tabi ilgili olduğu alanla ilgili yeni yada yeni olabilecek, yada talep görebilecek iş modelleri vesaire. Pek tabii ki fikirlerini de kendilerine saklıyorlar, ki bu çok da normal. Esasında bu konuda da söyleyeceklerim var ama bu konuyu daha sonraya bırakayım şimdilik.

Fikir… fikir… fikir… her yerde bu sesler dolaşırken ben kurumsal yerlerde çalışmış, girişimciliğin teorik kısmına sahip ancak deneyimlemede yeni biri olarak haliyle “Neden?” sorusuna takılmış durumdayım. Esasında hep takıldığım tek soru budur ya neyse… “Neden?” sorumun cevabını hala arıyorum, bulamadım. Ancak benim önergem kesinlikle daha farklı.

Ben onlarca, belkide yüzlerce “Fikir” yerine, bir “Hayal” ‘i öne sürüyorum ve açıkçası Muammer Okumuş’un son yazısındaki (bkz: Start – up ve sonrası sürece dair) “…Tüm bu durum analizleri ve verilerin, “başarı ortamı hazır” diye bağırmasına rağmen Türkiye’ de henüz uluslar arası çıkış başarısı yakalamış bir çalışma yok…” yorumunun temelinde de “HAYAL” sorunu olduğunu düşünüyorum.

Bence onlarca, yüzlerce “fikir” olacağına, bir tane, ama sadece 1 tane “HAYAL” bu yetenekli (talented daha güzel ifade ediyor) kişileri çok daha farklı yerlere rahatlıkla taşır.

Nereden mi biliyorum?

Etrafta kurumsal firmalar olarak adlandırılan, bir çok insanın çalışmak için can attığı yerlerin bir kısmında çalıştım. Ne satıyorlar biliyor musunuz? HAYAL. Kötü anlamda değil, iyi anlamda. İçeride çalışanların öncelikle ortak bir hayal’e sahip olmasına çalışıyorlar. Kimin hayali? Kimsenin değil, evrensel bir hayali. Toplumlara hizmet edecek, ihtiyaçlarını karşılamayı, toplumları geliştirmeyi hedefleyen hayalleri. Microsoft : “Her masada bir bilgisayar”, “Her zaman her yerden her şekilde bilgiye erişim”, GM: “Taşımacılık ürünlerinde ve yan ürünlerinde dünya lideri olmak. GM insanlarının çabaları ile müşterilerde memnuniyet sağlamak”…vs vs… Çalışanlar bu ortak hayali sahiplenince ise ürünleri satmak çok daha kolay. Neden mi? bu hayale ulaştıracak, amaç ve peşisıra fikirlerde ardından sıra sıra geliyorlar.

Bundan evvel “Ciddi Şeyler” kategorisi altında amaç’la ilgili yazılar yazdım çünkü Hayal’i tetiklemek istedim. Çoğu zaman hayal’i bulmak, onca gündelik sorunlar ve engeller varken, fikir bulmaktan çok çok daha zor. Fikir bulunur ancak bu sizin hayalinize götürecek fikir midir, şanslı iseniz öyledir, yada “gut feeling” cinsinden doğru ilerliyor olabilirsiniz. “İnşallah” da öyledir. Bu “inşallah” konusuna ise ayrıca yazacağım.

Eminim Steve Jobs Apple’ı kurarken bir fikirle ortaya çıkmadı, eminim Bill Gates Microsoft’u kurarken bir fikirle ortaya çıkmadı, eminim Mark Zuckerberg Facebook’u tasarlarken bir fikirle ortaya çıkmadı, eminim Larry Page ve Sergey Brin Google’ı tasarlarken bir fikir ile değil bir hayalle ortaya çıktı. Dünyayı bilgisayarla tanıştırma ve herşeyi daha hızlı yaptırabilme hayali, her masada bir bilgisayar hayali, öğrencilerin her zaman temasta kalabileceği hayali, Interneti indexleme hayali.

Ayrıca, fikir yerine hayal satmak daha kolay. Hayatının bir döneminde bile olsa satış yapanlar bilir; sattığınız ürün değil ürünün sağlayacağı umut, hayaldir. Black & Decker’ın CEO’su demiş ya : “Biz matkap değil, delik satıyoruz” diye. İşte ondan.

“Hayal kurma oğlum” deriz. Ne yanlıştır. İşte o gördüğümüz hayalperest arkadaşlarımız ve hatta kimi zaman “aptalca şeyler hayal ediyor” dediğimiz arkadaşlarımız, hayallerinin peşinde aptalca koşanlar en azından koşmaya başladıkları için (hedefte doğru olunca) güzel şeylere erişme yönünde ilerliyorlar.

Fikir yerine hayal satın, daha kolay. Hayal başkasının değil sizin hayaliniz olsun, inandırmanız daha kolay. Amacınız hayalinizi gerçekleştirmek olsun, daha S.M.A.R.T. Fikriniz amacınıza hizmet edecektir zaten. Etmiyorsa unutun o fikiri.

Ama günün sonunda nasıl bugün geçinirsiniz onu bilemem. “Stay Hungry Stay Foolish” diye boşuna dememiş büyüklerimiz. :)

Amaç belirleme kriterleri - S.M.A.R.T Goal Checklist

Belki evvelki yazımdaki dökümanı baz alarak, yada hayatınızdaki değişimlere bakarak bir karar verdiniz, bir amaç edindiniz, yada hali hazırda bir amacınız var. Peki bu amacınız S.M.A.R.T mı? Belirlediğiniz amacınızın “akılcı” olması için bazı kriterlere uyuyor olması çok önemli çünkü aksi halde boşa kürek çekiyor olabilirsiniz. Akılcı, yani SMART bir amaç nasıl belirlenir?

1. Spesific : Amacınızı net olarak belirlediniz mi? Yoksa genel bir amaç mı? (”Mutlu olmak amacındayım” spesifik bir amaç değilken “Bu sene universite sınavlarında Koç Üniversitesi Elektronik Mühendisliği bölümüne gireceğim” spesifik tanımlamasına uyuyor)

2. Measureable : Yani Ölçülebilir. Amacınızın ölçülebilir olması lazım ki sonunda başardım diyebilesiniz.

3. Achievable : Başarılabilir. Başarılması çok kolay olmayan bir amaca kendinizi odaklamak yerine amacınızı daha başarılabilir küçük parçalara bölmek motive olmanızı sağlar. Uzun vadeli amaçlar hedefe odaklanmanızı ve odaklanmış kalmanızı zorlaştırır. Sonuçta başarılamayacak, ulaşılamayacak bir hedef, bir amaç yok.

4. Result Oriented : Yani Sonuç odaklı. Amacınızın bir sonuca varması lazım. Eğer “mutlu olacağım” diye bir amaç belirlerseniz bunun ne zaman ve ne şekilde sonuç getireceği bilmediğinden amacınıza odaklanmanız zor olacaktır.

5. Time-bound: Yani zaman sınırlı. Amacınızı elbet bir zaman gerçekleştireceksiniz. Zaman limiti koyun. Aksi halde amacın sürüncemede kalması ihtimali çok yüksek.

Aşağıdaki dosya üzerinde çalışabilmeniz ve amacınızı bu kriterlere uyuyor mu diye kontrol edebilmeniz için hazır bir şablon. Şimdiden kolay gelsin.

smart-goal-kontrol-listesi

Kendini, amaçlarını, hedeflerini, hayatını…

Maalesef çoğu zaman günlük koşuşturmalar, para kazanma derdi vb şeyler yüzünden çizdiğimiz yoldan çıkıyoruz ve bunun farkına bile varmıyoruz. Daha şanssız olanlar ise zaten hiç bir amaç ve hayal kurmaksızın bir yolda gidiyorlar sonu belli olmayan. Kendim için doldurup zaman zaman baktığım, basit, ancak genelde dün ile bugün arasındaki farkı görmeyi sağlayan ekteki formu sizlerle paylaşmak istedim.

kendini-degerlendirme-formu

80/20 kuralını bilen var mı?

Kurumsal hayatta genelde herkesin bildiği bir kuraldır Pareto Kuralı. Italyan ekonomist Pareto’nun ortaya attığı bu kural iş ve özel hayatta birçok şeye doğru cevap verir. Mesela;

- Toplumun %20 si toplumdaki dönen paranın %80′ini kontrol eder.

- Kıyafetlerin genelde %20 sini %80 çoğunlukla giyersiniz.

- Cironun %80′i toplam portföydeki müşterilerin %20 sinden gelir… vs. vs.

Ancak nadirde olsa bu kuralın tutmadığı yerlerde var.

- Karınızın 80%’i müşterilerinizin %20 sinden gelmez.

- Harcadığınız eforun %20 si %80 başarıyı getirmez. vs. vs.

Özetle; çoğu kez Pareto Kuralını referans gösterirken en azından %80 düşünmek lazım %20 hata yapma şansı için. %20 düşünerek hareket edersek ve bu kuralın tutmadığı konuları bilen birileri varsa %100 rezil olma şansından kurtulmuş olursunuz.

Share

Add to Technorati Favorites

Etiketler