Türkiye’den ‘Mudslinging’ reklamcılık örneği Mİ?
Türk Kardiyoloji Derneğinin ‘Kalbini Sev Kırmızı Giy’ reklamı epey bir zamandır Televizyon kanallarında dönüyor. ‘Bu annen, baban, eşin, kardeşin.. hatta sen bile olabilirsin’ gibisinden bir deyişle saldırıya dayalı bir reklam yapıyorlar.

Negative Campaigning yada ‘mudslinging’ denen ve insanların kişiliğine,
ve fikirlerine saldıran bu reklamcılık çalışmasını daha çok yurtdışında
Politik kampanyalarda kullanıyorlar. Avantajları ve dezavantajları var.
Diğer insanları bilmiyorum ama bendeki etkisi, beni ve sevdiklerimi korkutmaya dayanan yaklaşımı açısından, 100% negatif. Demekki reklam amacına ulaşması açısından başarılı (en azından benim üzerimde). Devamında söylediği, motto olarak belirlediği ‘Kalbini Sev Kırmızı Giy’ ise durumu hafifletemiyor bana göre. ‘Bak ölürsün’ bakışları ile beni ve sevdiklerimi tehdit eden bir yaklaşımı onaylamıyorum, onaylayamıyorum.
Pozitif düşünmenin kıt olduğu, yaşam savaşının gündelik olduğu ülkemde, UMUT vaad eden yaklaşımı, pozitifliği ve iyiyi yapmanın getireceklerini parmaklayan bir yaklaşımı tercih ederdim. O durumda daha mı az dikkat çekerdi bilmem ama bu ülkede gerçek anlamda yaratıcı olabilecek bir reklamcılık olsa eminim dikkat çekmenin bir yolunu bulurlardı. Görsel yaratıcılık yada sözel yaratıcılık. Yurtdışında düşük bütçelerle çekilen yaratıcı reklamlara, sırf bu yüzden gıpta ediyorum.
‘Neden olamayacağını’ diline sarma yapmış kültürümün, artık ‘nasıl olabileceği’ni tekerleme yapan yaklaşıma ihtiyacı var. Sağlık gibi önemli ve bu konudaki yetkinliği kısır bir ülkede, ‘Ölüm’ korkutmasına dayalı bu tarz bir reklamın kimseyi düşündüreceğini sanmıyorum.
Reklamcılık konusunda uzman değilim ama bu tarz reklamcılığın her yerde ‘yemeyeceğini’ düşünüyorum.
Eğer bu ‘Mudslinging’ değilse yada her ne ise bence amacına ulaşmıyor.

