Sevdiğin işi yap…
Çoğu zaman yaşam şartları, sanal fırsatlar, kişileri bir takım seçimleri yapmaya zorlar. Belli bir süre geçirdikten sonra edinilen deneyimler kişiler için iyi oldukları alanlar haline gelirler ve bu doğrultuda ilerlerler. Bu kişiler şanslı ise sevdikleri işi yapıyorlardır. Şanssız olanlar ise (ki bir çoğunun böyle olduğunu düşünüyorum) en iyi oldukları şeyi yapmaya devam ederken sürekli esas yapmayı sevdikleri şeyi yapamamanın sonucunda mutsuz olurlar yada idareten bir hayatı yaşamaya devam ederler.
Bugün online bir konferans videosunu izlerken ‘Do what you love’ konseptine ilk defa açıklık getiren bir şema gördüm. Jim Collins’in (Good to Great’in yazarı) ortaya koyduğu bu şema bence kişilerin akıllarındakinii hissettiklerini kolayca ortaya koyabilmesini sağlıyor (en azından sağlayabileceğini düşünüyorum).
Özetle; bu şemada gösterilen dairelerin kesişimine oturan şey sevdiğin ve yaparak başarılı olabileceğin işi gösterir deniyor. Bu şemadaki dairelerin ne anlattığına gelecek olursak…
‘Good at’: Yapmakta iyi olduğun şeyler…
‘Born to do’ : ‘… için yaratılmışım’ dediğin şeyler
‘Pay you to do’ : Sana şu anda para kazandıran şeyler.
‘Who’ : Kiminle bunları yapabileceğin. Yani beraber çalışmayı sevdiğin insanlar.
Bunların kesişim noktası sevdiğin ve para kazandıracak ve hayatın boyu yapmaktan keyif alacağın işi, kariyeri gösteriyor.
”Do what you love. You’ll be better at it.” - Francis Ford Coppola
Not: Bu yazı IDEO’nun GM’i Tom Kelley’in bu link‘deki konuşmasından özettir. Her daireden oklar çıkararak kendinizi ve işinizi tekrar değerlendirmenizi öneririm. Cesaretiniz varsa !!

Posted via email from Supangle

























Murat Hatip diyor ki...
am 16 Mart 2009 @ 11:10
Çalışma hayatına atıldığım günden itibaren beynimi kemiren bir mevzuyu çok sistematik bir şekilde ortaya koyduğunuz için öncelikle teşekkür ederim
Bana göre sorun da zaten bu dairelerin kesişiminde bulunabilmek. Peki ama bu nasıl yapılır? Çok çalışarak mı? Fark edilebilir olmaklamı? Yada moda tabiriyle alanında unique olabilmeklemi ilgili? Yoksa ürpertici bir şekilde tamamen şansla veya tanıdıklamı alakalı bir durumdur?
Yapmış olduğum bir sunumda üst düzey bir yönetici şu sözleri dile getirmişti; Siz dünyanın en estetik çalışmasını yaparsınız peynirciler dergisinde çıkar,kimse farketmez, ‘o adam’ uyduruktan birşey karalar çalıştığı firma onu tüm dünyaya gösterir.. Yes, I am doing what I love but when they’ll pay me to do this? (pay eşit değildir money!)
Artık yeteneğin ve gerçekten çabalamanın kesişim kümesinde bize biryer sağlayıp sağlamayacağı konusunda endişelenmeye başladım.
Amerika’da konforlu bir odaya alınıp sadece düşünerek yaratıcı şeyler bulmaları için para ödenen gençler mevcut. Burada ki bir kesişim bile değil, tam anlamıyla ‘Born to do’ ve ‘pay you to do’ nun oluşturduğu birleşim kümesi. Standartlarımızın farkında biri olarak tabii ki bu kadar yüksekten uçmuyorum. Fakat şirketlerin de artık işe alımlarda kriterlerini sıradanlık yerine yaratıcılığa endeksli oluşturmaları gerekmiyor mu ki her iki tarafta mutlu olsun?
admin diyor ki...
am 16 Mart 2009 @ 11:38
Sevdiğin işi yapıyor ama şu anda bunun için doğru dürüst para kazanamıyorsan da bence bu işte gerçekten en iyi oldugunda (ki sevdiğin için bence olman çok zor değil) bunun için iyi para ödeneceğini düşünüyorum. Ne kadar şanslısın ki sevdiğin işi yapıyorsun. Bazen kararda ısrarcı olmak ve bağlı kalmak gerekiyor bence. Aksiyon yoksa yaratıcı olmanın da bir faydası yok. Yorumların için gercekten tesekkur ederim. Bencede bu şema oldukca guzel bir ozet veriyor. Uzerine kendini koyup sorgulamak gerekiyor.
Burak Budak diyor ki...
am 17 Mart 2009 @ 01:28
Karşılaştığım bir çok insan sevdiği işi malesef yapmıyor. Şu anda bende onlardan biri olmak üzereyim diyebilirim. Ama bunu değiştirebileceğime inanıyorum bu yüzden hayatımda belki dönüm noktası olan 1-2 yılı feda ederek yapak istediğim iş ile ilgilenmeye başlıyorum.
Umarım yapmak istediğim iş, yapabileceğim iş olur ve mutlu mesut hayat devam eder
admin diyor ki...
am 18 Mart 2009 @ 00:05
Eminim yaparsın Burak. Bütün iş başlamakta ki anladığım kadarıyla sen bunu yapmışsın zaten.