Türkiye’den ‘Mudslinging’ reklamcılık örneği Mİ?
Türk Kardiyoloji Derneğinin ‘Kalbini Sev Kırmızı Giy’ reklamı epey bir zamandır Televizyon kanallarında dönüyor. ‘Bu annen, baban, eşin, kardeşin.. hatta sen bile olabilirsin’ gibisinden bir deyişle saldırıya dayalı bir reklam yapıyorlar.

Negative Campaigning yada ‘mudslinging’ denen ve insanların kişiliğine,
ve fikirlerine saldıran bu reklamcılık çalışmasını daha çok yurtdışında
Politik kampanyalarda kullanıyorlar. Avantajları ve dezavantajları var.
Diğer insanları bilmiyorum ama bendeki etkisi, beni ve sevdiklerimi korkutmaya dayanan yaklaşımı açısından, 100% negatif. Demekki reklam amacına ulaşması açısından başarılı (en azından benim üzerimde). Devamında söylediği, motto olarak belirlediği ‘Kalbini Sev Kırmızı Giy’ ise durumu hafifletemiyor bana göre. ‘Bak ölürsün’ bakışları ile beni ve sevdiklerimi tehdit eden bir yaklaşımı onaylamıyorum, onaylayamıyorum.
Pozitif düşünmenin kıt olduğu, yaşam savaşının gündelik olduğu ülkemde, UMUT vaad eden yaklaşımı, pozitifliği ve iyiyi yapmanın getireceklerini parmaklayan bir yaklaşımı tercih ederdim. O durumda daha mı az dikkat çekerdi bilmem ama bu ülkede gerçek anlamda yaratıcı olabilecek bir reklamcılık olsa eminim dikkat çekmenin bir yolunu bulurlardı. Görsel yaratıcılık yada sözel yaratıcılık. Yurtdışında düşük bütçelerle çekilen yaratıcı reklamlara, sırf bu yüzden gıpta ediyorum.
‘Neden olamayacağını’ diline sarma yapmış kültürümün, artık ‘nasıl olabileceği’ni tekerleme yapan yaklaşıma ihtiyacı var. Sağlık gibi önemli ve bu konudaki yetkinliği kısır bir ülkede, ‘Ölüm’ korkutmasına dayalı bu tarz bir reklamın kimseyi düşündüreceğini sanmıyorum.
Reklamcılık konusunda uzman değilim ama bu tarz reklamcılığın her yerde ‘yemeyeceğini’ düşünüyorum.
Eğer bu ‘Mudslinging’ değilse yada her ne ise bence amacına ulaşmıyor.

























Murat Hatip diyor ki...
am 27 Aralık 2008 @ 10:59
Yazınızı okuduktan sonra reklamı tekrar seyrettim. Bir reklamcı olarak en az sizin kadar rahatsız olduğumu söyleyebilirim. Başından sonuna kadar “dediğimizi yapın, yoksa…” mantığıyla sürüp giden bir reklam.
Önce genel bir korkutma girişi, konu ÖLÜM ; Kalp hastalıkları yüzünden ülkemizde her 2.5 dakikada 1 insan hayatını kaybediyor.
Sonra ise tehdit ; Bu annen, baban, eşin, kardeşin hatta sen bile olabilirsin !!! E o zaman birini kaybetmek yada ölmek istemiyorsan napıcaksın? Kırmızı giyeceksin, yani dediğimizi yapacaksın.. Eğer istediğimizi yapmazsan annen, baban…
Bu reklamı ben yorumluyor olsa idim tepkimi sizin kadar nazik ifade edemeyebilirdim.
Ama şu da var, demişsiniz ki “‘Ölüm’ korkutmasına dayalı bu tarz bir reklamın kimseyi düşündüreceğini sanmıyorum.” Bizim insanlarımıza böyle yaklaşıldı, yönlendirildi, alıştırıldı. Birilerinden emir,direktif bekliyorlar. Aman! koş koş, ne istiyorlarsa bir an önce yapalım, yoksa ölecekmişiz.. diyen öyle büyük bir kitle var ki, hazırlanan reklam ve ürünün satılması için düşüncekleri son şey bu reklamın herhangi birini düşündürüp düşündürmeyeceği. Onlar ‘maalesef’ başka bir taktik kullanıyorlar. Aslında endişelendikleri ne benim ne ailemin kalbi..
uyuyang diyor ki...
am 7 Ocak 2009 @ 17:06
Reklamı uzun zamandır her bulduğumda izliyorum. Çünkü resmini koyduğunuz kadının söyleme şekli o kadar itici ki, insanı irrite ediyor. Yeniden yeniden seyretmek tuhaf oluyor. Ama logo o kadar güzel olmuş ki sonunda onu görebilmek için izliyorum.
admin diyor ki...
am 7 Ocak 2009 @ 22:26