Sorumluluk almak isteyen BİRİSİ!
Bir eğitimde aşağıdaki hikayeyi anlatmışlardı. İngilizce’den direkt çevirdim. Copyright’ı kime ait olduğunu bilmediğim için bu konudaki özürlerimi şimdiden iletmek isterim.
Dört Kişinin Hikayesi
Bu adları HERKES, BİRİSİ, HİÇKİMSE ve HERHANGİBİRİ olan dört kişinin hikayesidir.Yapılması gereken çok önemli bir iş vardı ve HERKES BİRİSİ’nin bu işi yapması gerektiğinden emindi.
HERHANGİBİRİ bunu yapabilirdi ama HİÇKİMSE yapmadı. BİRİSİ buna sinirlendi çünkü bu HERKES’in işiydi.
HERKES bunu HERHANGİBİRİ’nin yapabileceğinden emindi ama HİÇKİMSE HERKES’in bunu yapmayacağını anlayamadı.
Sonunda HİÇKİMSE HERHANGİBİRİ’nin yapması gereken şeyi yapmayınca HERKES BİRİSİ’ni suçladı.
Hikayenin anlatmak istediği şey; Farz etme, sorumluluk al, kendin yap.
Özellikle sizin için önemli bir konu ise ve yapılması gereken şey sizin işinizi, sizin performansınızı yada başarınızı etkileyecek ise sorumluluğu elinize almanızda fayda var. Aksi halde yukarıdaki hikayedeki gibi birisi yada birileri bunu sizin istemediğiniz şekilde yapıp, sizin başarısızlığınıza sebep olabilir.
Birçok şirket, insanların işleri konusunda sorumluluk almayıp sadece denilen işi yapan, işi sadece para kazanmak için zaman geçirdiği yerler olarak gören insanlar ile dolu. Bol bol Pazartesi sendromu yaşayan bu insanlar (bence Pazartesi sendromu bunun en iyi göstergesi olmakla beraber her pazartesi sendromu yaşayan böyle demek değildir) işe gider ve gelirler. Denileni yaparlar. Üzerine bir gıdım birşey koymazlar.
Sadece denileni yapan ve sorumluluk almayan bir çalışanın şirketi bir adım ileri götürmek anlamında bir faydası yoktur. Hiçbir şirket olduğu yerde saymak istemez. Gelişmek isteyen şirketlerin bu kişilerden hemen kurtulması gerektiğini düşünüyorum. Dışarıda başarıya aç, kazanmaya aç, kendini önce kendine sonra tüm dünyaya ispat etmek isteyenler dolu.
Seç sorumluluk almak isteyen BİRİSİ’ni.

























kubilay diyor ki...
am 7 Ocak 2009 @ 15:31
Hayat bir yarış ve gerçekten her şeyin, bir şekilde, doğru ya da yanlış bir “yolu yordamı” var. “sorumluluk almayıp sadece denilen işi yapan insanların” ihtiyacı olan tek şey işte bu “yol yordam”. Ve ne yapıp edip “sorumluluk almak isteyen BİRİSİnin” önüne geçerek işi kapıyorlar.
“sorumluluk almak isteyen BİRİSİ” düşünmeden edemiyor: “aldığım/alacağım sorumlulukları çok daha iyi yerine getirebilmek için öğrenmem gereken daha tonla şey varken, bir de kendimi pazarlamayı, aslında satmayı, belki “kakalamayı” öğrenmeye çalışmak…”
Ne bileyim işte…
Ya “sorumluluk almayıp sadece denilen işi yapan insanlar” ile “sorumluluk almak isteyen birisini” birbirinden ayıramayan yöneticiler? Niye yönetici olurlar? Nasıl yönetici olurlar?
admin diyor ki...
am 7 Ocak 2009 @ 22:28
Kubilay, onca yıl çalışma hayatında oldum. Gordum ki gercekten işinde iyiysen, gerçekten sorumluluk alıp işini çok iyi (iyi değil çok iyi) yapıyorsan, sen hicbirsey yapmasan da parlıyor ve gozukuyor. Ama tabii göze batırmadan biraz kendi reklamını yapmanın da (baskalarının senin hakkında konusmasını sağlayarak) hız kazanmak açısından faydalı olabilir. Kesinlikle pesimist bakmamak lazım, cunku o bile kendini yıldırmak için yeterli.